Yazı Detayı
29 Mart 2021 - Pazartesi 15:28
 
ANAYASAMIZI NE KADAR TANIYORUZ?
Hüsnanur Akabalı
HURSESGEBZE
 
 

Son günlerde gündemin tepesinde olan 1982 Türk Anayasası ya da bazı kimselerin tabiriyle ‘Darbe Anayasası’ hakkında ne biliyoruz? Anayasanın hazırlandığı süreç nasıl işledi? Darbe ile sosyal ve siyasal hayat nasıl etkilendi? Bugünkü yazımda kısaca bunlardan bahsedeceğim.

İlk olarak, 1982 Türk Anayasası’ndan bahsetmeden önce, anayasa yapım sürecine kadar olan 1970’li ve 1980’li yıllara bakmakta fayda görüyorum.

Cumhuriyetin ilk darbesi olan 1960 darbesi ve 1961 Anayasası’ndan sonra ülkede ortaya çıkan siyasi şiddet ve terör olayları önlenemez düzeye gelmişti. Nitekim Fahri Korutürk’ten sonra 6 ay cumhurbaşkanı seçilememişti. Bozulan kamu düzeni ve artan siyasi terör olayları gerekçe gösterilerek 12 Mart Muhtırası yayınlandı ve Demirel hükümeti istifaya zorlandı. Bu dönemde partiler üstü geçici bir hükümet kuruldu ve anayasada kapsamlı değişiklikler yapıldı. Anayasada yapılan bu köklü değişikliklere rağmen 1970’li yılların ikinci yarısında, siyasi şiddet ve terör olayları hızla tırmandı ve önlenemez hale geldi.

12 Eylül 1980 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri, tırmanışa geçen siyasi şiddet ve terör olaylarını gerekçe göstererek yönetime el koydu ve darbe 3 yıl sürdü. Genel Kurmay Başkanı Kenan Evren başkanlığında 5 kişiden oluşan Milli Güvenlik Konseyi kuruldu. Darbeciler 1 No’lu Bildirileri ile darbe amaçlarını şöyle açıklamışlardı. ‘’Girişilen harekâtın amacı, ülke bütünlüğünü korumak, milli birlik ve beraberliği sağlamak, muhtemel bir iç savaşı ve kardeş kavgasını önlemek, devletin otoritesini ve varlığını yeniden tesis etmek ve demokratik düzenin işlemesine mani olan sebepleri ortadan kaldırmaktır.’’  Milli Güvenlik Konseyi ve Danışma Meclisi’nden oluşan bir Kurucu Meclis kurularak yeni anayasa yapım sürecine başlandı. 7 Kasım 1982 tarihinde halkoyuna sunulan anayasa tasarısı, halkoylamasında geçerli oyların 91.37 evet, 8.63 hayır ile kabul edildi. Anayasa tasarısı ile evet oyu verenler Kenan Evren’in de cumhurbaşkanlığına da evet oyu vermiş sayılmakta idi. Böylelikle 6 Kasım 1983 yılında TBMM seçimleri yapılmasıyla, Türk siyasi hayatında yeni bir demokratik dönem başladı. 1982 Anayasası’nın temel özelliklerine bakacak olursak; kazuistik (ayrıntılı) bir anayasadır. Siyasi ve sosyal hayatta yaşanması muhtemel hemen hemen bütün sorunları anayasada çözme gayretiyle detaylı düzenlemelere yer veren bir anayasadır. Katı bir anayasadır. Çünkü anayasanın değiştirilmesi kanunlardan daha zor usullere bağlanmıştır. Geçici maddelerle siyasetin sivilleşmesinde geçiş dönemi öngörmüştür. Tıkanıklıkları giderici çözüm yolları getirmiştir. Vesayetçi anlayış hâkimdir. Sivillerin üzerinde askeri bir vesayet sistemi kurulduğu görülmektedir.

1982 Türk Anayasası’nın genel esaslar başlığı altında devletin temel niteliklerine ilişkin hususlara yer verilir. Bu bağlamda 1982 Anayasası’nın devletin temel yapısı ve niteliklerine ilişkin olarak kabul ettiği ilkeleri sıralayacak olursak: Cumhuriyetçilik ilkesi, üniter devlet ilkesi, insan haklarına saygılı devlet ilkesi, Atatürk milliyetçiliğine bağlı devlet ilkesi, demokratik devlet ilkesi, laik devlet ilkesi, sosyal devlet ilkesi, hukuk devleti ilkesi, eşitlik ilkesi, başlangıçta belirtilen temel ilkelere bağlılık ilkesi.

Cumhuriyetçilik ilkesinden bahsedilen dar anlamda cumhuriyet kavramıdır. Monarşi olmayan devlet anlamına gelmektedir. Devlet başkanlığı ırsi olarak intikal etmiyorsa o devlet cumhuriyettir. Üniter devlet ilkesinden kastedilen ise unsurlarında ve organlarında teklik özelliği gösteren devlettir. İnsan haklarına saygılı devlet ilkesi, anayasanın 2. Maddesinde belirtilmiştir. Atatürk milliyetçiliğine bağlı devlet ilkesi, sübjektif milliyetçilik anlayışının hâkim olduğunu göstermektedir. 1982 Anayasası’na genel olarak bakacak olursak 91.37 evet oyu, seçim koşullarının pek demokratik olmadığını göstermektedir. Yine 1982 Anayasasının oylanmasında siyasi partilerin bir rolü olmamıştır.

 
Etiketler: ANAYASAMIZI, NE, KADAR, TANIYORUZ?,
Yorumlar
Haber Yazılımı